HİPNOZUN TANIMI-UYGULAMASI VE BİLİNMEYENLERİ
13/11/2008 · Kategori: KUANTUM DÜŞÜNCE VE KUANTUM FİZİĞİ
Hipnoz, değişik bir "farkına varma" durumu olarak tanımlanabilir. Birey çevreden kontrollü bir şekilde ayrılır. Kendisine verilen bilgi, hiçbir şekilde eleştirilmeksizin merkezi sinir sistemine ulaşır. Bireyin dikkati, hipnotizeler tarafından seçilen spesifik alana çekilir ve konsantre halinin devamlılığı sağlanır. Ayrıca, bireyin istenmeyen enformasyona karşı hassaslığı ve uyanıklığı da temin edilir. Trans durumu, kesif bir konsantre olma halidir. Fizyolojik ve operasyonel anlamda hipnoz, bireyin kendisi için hazırlanmış olan bir amaca ulaşması için, kesif bir konsantrasyona sahip olması ve onun uyanıklık halinde bazı değişimler yapılarak, kendine verilen uyarılar alınan bir cevaptır.
3 Çeşit hipnoz vardır. Oto-hipnoz, Spontan-hipnoz, Formal-hipnoz.
Oto Hipnoz: Kesik bir konsantrasyon ve meditasyon ile sağlanır.
Spontan Hipnoz: Bireyin farkına varmaksızın oluşu.
Formal Hipnoz: Bir diğer kişi tarafından oluşturulan hipnozdur. Bu kişi bu alanda yetkisi ve yeteneği olan bir kişidir. Hipnozitör geleneksel bir uygulama ile bireyin uyanıklık halini değiştirmek için bazı şartları gerçekleştirir. Bizim burada üzerinde durup, değişik yönleri ile anlatımını yaptığımız, "Formal Hipnoz" dur.
GİRİŞ (Başlangıç)
Hipnoz bir işlemdir, bir metotdur. Hipnozda bireyin kontrolü, kendi isteği ile hipnozitörün, yani bir diğer kişinin yetkisi altına girer. Bireyin davranışını kontrolde 5 ayrı yaklaşım metodu vardır:
1- Mekanik bir kuvvet ile yaklaşım,
2- İlaç ile yaklaşım,
3- Ceza veya ödül vererek yaklaşım,
4- İkna etme, mantıklaşma yolu ile yaklaşım,
5- Telkin ile yaklaşım.
metotların her birinde de, gerekli davranışı başlatacak olan bir fikri kabullenmede, bireyin taraflı bir tutumu olmamalıdır. Birey eleştirici olmamalıdır. Eleştirici bir tutum, telkinin etkisini engelleyebilmektedir. Doktorun, hipnozu oluşturmakta çok önemli bir pozisyonu vardır. Çünkü kendi prestijini rahatlıkla kullanabilir. Doktor, hastasına hipnozu önerdiğinde veya bazı telkinlerde bulunduğunda, hasta pek eleştirici olmaz. Anestezistin de bu yönde bazı avantajları vardır. Çünkü hasta, operasyon ve anestezisinin çok iyi ve emin olmasını kuvvetle ister. Bireyin eleştirici tutumunu azaltan ve hipnozda başarıyı sağlayan birçok etken vardır. Gözkapağı katalepsisinde olduğu, doğal şartlar ve telkini pekiştirme fenomeni şöyle uygulanmaktadır. Birey göz karesini yukarı doğru kaydırarak, hipnozitörün alnının ortasına bakarken hipnozitör ona, göz kapaklarını yavaşça kapatmasını söyler ve ilaveten kesin bir şekilde "Şimdi gözlerini açamayacaksın" der. Birey ise, bu sözden sonra, gerek telkin ve gerekse fizyolojik güçlülük nedeni ile göz kapaklarını, yukarıda belirtilen şartlarda, açamadığını görür.
HASTALARIN SEÇİMİ
Hipnotize edilebilecek olan hastaların seçimi kadar, hipnotize edilmemesi gereken hastaların seçimi de önemlidir. Doğal olmayan davranış eğilimi gösteren hastalar veya nöropsikiyatrik şikayetleri olanların, psikolojik değerlendirme ve konsültasyona ihtiyaçları vardır. Psikolojik bozuklukları olanlar ayırt edilmeli ve bunların karakterleri iyice bilinmelidir. Anestezi uygulamasında da, hipnotik tekniğin kullanılışının spesifik bir nedeni olmalıdır. Genellikle zeki kişiler iyi hipnotize edilirler, çünkü onların konsantrasyon yeteneği yüksektir ve motivasyonları (istekleri) da çoktur. Hipnozitörün telkinlerini eleştirenler hipnoza uygun değildirler.
Halk arasında bu konuda bazı yanlış peşin hükümler vardır. Bunlar soru cevap şeklinde ele alınacak olursa, açıklığa kavuşabilir.
Bir kişi istemediği halde hipnotize olabilir mi?
Hayır. Kişi ancak isterse hipnotize olabilir ve kendi ahlak anlayışına ters düşen hipnotik talimatları yerine getiremez.
Herkes hipnotize olabilir mi?
Eğer isterse olabilir. Yaklaşık, kişilerin % 80'i belirli bir ölçüde hipnotize olabilirler. Bu bireyin telkin alma derecesine bağlıdır. Kişilerin ancak % 25'i derin hipnoza girebilirler.
Başarılı bir hipnoz için kişinin zekasının düşük olması mı gerek?
Tam tersine, çok zeki ve hayalgücü yönünde de zengin olanlar çok iyi hipnotize olurlar. Embesiller, psikotikler hemen hemen hiç hipnotize olamazlar. Anestezistler, psikoterapi olan hastalarının hastalık durumlarını iyice bilmedikçe hipnoanesteziden sakınmalıdırlar.
Hipnotizma zararlı mıdır?
Hayır. İyi ahlaklı kimseler, iyi eğitilmiş doktorlar, diş hekimleri veya psikiyatrlar, psikologlar tarafından uygulandığı sürece tehlikeden uzaktır. Hipnozitör, subjektif olmamalı kendinden bazı katkılarda bulunmamalıdır.
BAŞARILI BİR HİPNOZ İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR
Başarılı bir hipnoz için gereken şartlar çok çeşitlidir. Bunlar şöyle özetlenebilir:
1- Bireyin hipnozitöre güveni. Bu hipnozitörün prestijine ve vardığı güven duygusuna dayanır.
2- Hipnozu alabileceğine ikna. Bu, karşılıklı anlayışa bağlıdır.
3- Kuvvetli bir karşılıklı ilişki kurulması.
4- Fizyolojik sonuçlarından yararlanarak, psikolojik telkinin pekiştirilmesi. ("Kolun şimdi relaks oldu, gevşedi, ağırlaştı" gibi sözler), (Kola vurarak bir çeşit sedatif masaj halinin oluşturulması).
TELKİNİYET (Telkin Alma)
Bir kimsenin kolay hipnotize olup olmayacağına karar vermek en arzu edilen şeydir. Bireyin uyku yaşantısı ile hipnotize olma arasında iyi bir bağlantı vardır. Şu soruya kesin olarak, olumlu cevap verebilen herkes hipnoz haline geçebilirler. "Gündüzleri rahatlıkla uyuyabilir misiniz?" Herkesin belirli derecede telkin alma özelliği vardır. Hipnozda başarılı olmak için yapılacak iş, sadece ve sadece bu özelliği artırmaktır. Hipnotize olma ile kişinin şahsiyet yapısı arasında da bir korelasyon mevcuttur. Çok çekici bir şahsiyeti olan kişi, telkine en yatkın olan kişidir. Dışa dönüklük ile hassasiyet arasında pozitif bir korelasyon mevcuttur. Hassas kişiler genellikle iyi adapte olan gruba girerler.
Hipnozu seks faktörü de etkilemektedir. Öyle ki, erkekler kadınlara nazaran telkiniyete daha çok yatkındırlar. ("Postural Sway Testi" skorlarına göre, tam telkiniyet dolayısıyla hipnotik hassasiyet, istikrarlı olan tüm ekstrovert ve introvert'lerde görülür.) Kişinin iç güdüleride önemlidir. İçgüdülerinin kuvvetli oluşu, hipnozu ve konsentrasyonu engeller. Yatıştırıcı ilaçlarla kişinin bu iç güdüsündeki fazlalık azaltılarak onların da hipnozdan yararlanmaları sağlanır. Bazen hipnozun yanısıra, kronik anksiyetesi olanlar bu aktiviteyi devam ettirip (merkezi otonomik reaktiviteyi azaltarak) hipnozda hassasiyet gösterebilirler. Böyle hallerde fenotiazin gereklidir. Fakat asla uzun tesirli barbituratlardan yararlanılmamalıdır. Eğer anksiyetesi yani ruhi gerilimi veya kaygısı pek çok ise, mebrobomat veya kısa tesirli barbituratlar, ufak dozlarda olmak şartı ile yararlı olabilirler.
HİPNOTİZE OLMA TESTİ
Spiegel'in "The Hypnotic Induction Profile" (HIP)'i transa girme kapasitesinin bir endeksini verir. Deneğin profili 10 dakika içinde saptanabilir. Profil, 0 ile 4 derece arasında puanlanır. Bu derecelerin deneğin kendisine verilen çeşitli işaretlere verdiği nörofizyolojik cevap paternleri ile iyi bir korelasyonu vardır. Göz hareketi, koldaki hafiflik hipnoz sonrası subjektif hassasiyet, hipnoz sonrası motor uyumu, trans yaşantısını anlatabilme yeteneği, kendisine verilen işaretler, uyumu kesme, amnezi. Deneğin gözünü kapatırken, yukarı doğru bakma yeteneği testin 1 nolu anahtarıdır. HIP puanına göre, transa girme kapasitesindeki deneklerin % 75'inde bu puan koreledir. Bunu "Eye Roll Sign" (göz döndürme işareti) denir.
TESTİN UYGULANIŞI
Hastaya talimat şöyle verilir.
1- Başını tam karşıya bakarcasına dik tut.
2- Başını bu şekilde tutarken, kaşlarına doğru bak, şimdi başına doğru bak. (Yukarı bakış "Up-Gaze")
3- Yukarı doğru bakarken, aynı zamanda yavaşça gözlerini kapat. (Gözün döndürülmesi "Roll")
4- Şimdi gözlerini aç ve başlangıçtaki gibi tam karşıya bak.
Up-Gaze ve Roll 0 ila 4 arasında puanlanır. Değerlendirme, aşağıda görüldüğü şekilde yapılır:
Alt göz kapağı ile korneanın alt kenarı arasında görülen sklera miktarı en pratik bir ölçüdür. İkinci ölçüde üst göz kapağının altındaki korneanın yukarı doğru hareketidir. Bazı hallerde yukarı doğru bakma (Up-Gaze) ve (Roll) iç şaşılığa sebep olur. Bu şaşılık da 1 ila 3 derece arasında değişim gösterir. Şaşılık ölçüleri Up-Gaze ve Roll ölçeklerine anlam kazandırır. (Örneğin, Up-Gaze 2 Roll 1 puan iken, şaşılık 2 puan olduğundan, bu hal operasyonel olarak Roll 3'e veya Up-Gaze 2, Roll 3'e eş değerdedir. Test, 5 ila 10 saniye içinide uygulanabilmektedir.
FİZYOLOJİK MEKANİZMA
Emosyonlar, yüksek seviyede bir konsantrasyona sebep olurlar ve dikkat mekanizmasını tekeli altına alırlar. Hipnozda birey, duygusal peşin hükümlerden uzaklaştırılır ve hipnozitör ile işbirliğine girer. Braid bu hale, fikri tekel altına alma der.
İdrak, reseptör organlardan gelen, nörol empülslerin duyusal korteks ve sonra motor kortekse ulaşması ile oluşur. Subkortikal yollar vasıtasıyla birey, algılama, diğer bir ifade ile idrak etme, olayına tanık olur. Burada bilinmesi gereken şey, dikkat olayı gerçekleştikten sonra, onun konsantrasyon halinin özlemesidir.
Planlanan herhangi bir respons için empüsler limbik sisteminden hippocampal rudimentlere ve hippocampus'a gider. Daha sonra duyu organları ve limbik sisteminden gelen bu empüsler transformasyona uğrar ve ortabeyin serebellum ve hipotalamus ile ilişkin motor empulslara dönüşür ve nihayet motor korteks aktive olur.
Beyin fonksiyonunun kontrol ettiği hal, spekülatif olmaktadır. Bununla beraber nörofizyolojik bir tarz ayırdedilebilmektedir. Beyne giden tüm enformasyonlar işleme girer. (Batının enformasyon teorisine göre) Bu işlemler için seçicilik, tarama, depolama ile belirli enformasyonun daha ileri işlemler için ayırt edilmesi gibi, istenmeyenler için de bir dissosiasyon hali oluşur.
BEYİN İLE İLGİLİ 2 SİSTEM VARDIR
1- Retiküller Aktivating Sistem: Duyusal enformasyonun entegrasyonu (bütünlüğü) genel seviyede bir uyanıklık yaratır.
2- Yaygın Talamokortikal Propeksiyon Sistem: Dikkatin belirli bir uyarıya verilmesini sağlar.
Bu iki sistemin uygun bir şekilde dengesi ile, birey dış dünyaya dar bir açıdan bakar. Bireydeki bu hal şu 2 şart ile oluşur: Birincisi, dikkat çok dar yayılımı olan bir uyarıya kenetlenerek dış dünyadan gelen ve kendine uymayan detayı birey eler. Genel uyanıklık azalır. Uyarıya reaksiyonda bir azalma olur.
Böyle bir mekanizma, objeye fokus olma monoton tekniğini ortaya çıkarır. İkinci ise; duyusal giriş (input) çok yüksek olduğunda, tıpkı kuvvetli emosyonel durumlarda olduğu gibi, uyanıklık hali yüksektir. Bu halde feedback (geri beslenme) mekanizması ile fazla olan enformasyon fonksiyonel olarak reddedilir. Öyle ki, sadece hipnozitör tarafından verilen enformasyon kabul edilir. Bu mekanizma hipnozun yüksek tembih-giriş tekniği içinde temsil edilir (Bu hal otoritatif bir tekniktir ve daha ziyade sahne hipnozitörleri tarafından kullanılan bir çeşididir).
HİPNOZUN SOLUNUM SİSTEMİNE ETKİSİ
Hipnozda nefes alma ritminde azalma olur. Karbondioksit konsantrasyonunda çoğalma olur. Ölçümler gösterir ki C02 respons eğrisi denek hipnoz altında iken sağa doğru bir yer değiştirir ve ortalama 6.9 mm.'dir. Hg, alveolar vantilasyondan 15 1./ min.'dir. (Bu solunum sistemindeki depresyon derecesi, uyku sırasındakine benzemektedir.) (7.1 mm. Hg, 20L./min.'ın arasında yer değiştirir ve muhtemelen morfin ile olandan daha yüksektir) (4.4 mm. Hg. 20L./mm.ın arasında yer değiştirir.) hipnoz esasında karbondioksit respons eşiğindeki değişim sağa doğru giden bir paraleldir, doğru inen bir eğri değildir. Böylece, hipnozdaki nefes alma değişimi muhtemelen nefes alma merkezlerindeki hassasiyet değişimlerinden çok eşikte bir değişimdir.
HİPNOZUN UYKU İLE İLİŞKİSİ
Uyku ile hipnoz arasındaki farkı iyi ayırt etmek gerekir. Uykuda, çevre ile ilişkide azalma olur. Hipnoz ise dikkatin bir noktada toplandığı (Focus) bir durumdur. Burada deneğin amacı ile ilgisi olmayan duyusal giriş'in (İnput) ekarte edildiği kesif bir seçici uyanıklık hali vardır. Hipnozda denek, aktif olarak bazı şeyler yapabilmelidir (düşünmek, bir fikre konsantre olup istemediğini inkar etmek). Her iki durumda da kişi telkin alabilmektedir.
Barber'in çalışması "hipnotik durum" ile "uyku" arasındaki ilişkiyi inceler. Denekler, telkin alma yönünden sıradan bir uykuda test edilir, fakat deneklerin çoğu hipnoz sırasında telkine daha anlamlı cevap verirler. İstekli olan, kolay ve çabuk uykuya giden kişilerin en iyi şekilde hipnotize edildiği görülür. Şu halde hipnotik durumdaki birçok fenomen aynı zamanda uyku halinin de bir karakteristiğidir. Sonuç olarak, her istekli olan denek hipnotize olabilir denilir. İstekli bir deneği hipnotize etmek 5 ile 30 dakika arasında bir zaman alır. Denek yorgun ise, daha kolay hipnotize olur. Gecenin geç saatinde karanlık odada ve denek kendi yatağında iken onu hipnotize etmek çok daha kolaydır. Bu zaman bizim metodumuzda çok kısadır.
ELEKTROENSEFALOGRAFİ
Draw'un EEG çalışmalarına göre, hipnoz, uykunun ilk aşamasından "early stages of sleep" ayırt edilmektedir. Bu hallerde alfa ritmi vardır. D.C. potansiyelinde azalma ve senkronizasyondaki fazlalaşma ile uyanıklık halindeki EEG pateninden ayrılırlar. Kubie'ye göre, hipnotik halin oluşması kısmen bir uyku halidir ve bu uyku halinde, duygusal motor kominikasyonun 1 veya 2 kanalı, denek ve dış dünya arasında açık bırakılmaktadır. Narusel'in çalışmalarına göre ise, hipnozdan çıkarken alınan EEG bulguları uykudan sonra uyuma halindeki EEG bulgularından tamamen farklıdır. Hafif uykudaki paterne benzemekte, fakat "hafik uyanıklık" halindeki "traselere" benzemektedirler. Bu traseler "uyku öncesi paterni" diye adlandırılır. EEG'de hafif hızlanan dalgalar vardır, genellikle alfa dalgalarının amplitudlerindeki azalmanın yanı sıra bazı paraksimler görülür.
Deneğin gözü kapalı iken konsantrasyon daha da kolay olmaktadır. Gözler kapandığında tüm kortikal frekanslar yavaşlar. Bugüne kadar hipnozda "derin uyku paterni" bulunmamıştır. Mamafih, şayet hafif hipnozda olan her seansa "derin tabii uykuya gitmekte serbest olduğu" söylendiğinde, EEG paterni, tabii uyku özelliği kazanır. Keşif dikkat hallerinde ve derin meditasyon yapan kişilerin EEG bulgularındaki alfa ritmi de karakteristik bir haldir.
FENOMEN (İşaretler ve Semptomlar)
Telkin alma gücünün artışı ve bilinç alanındaki daralım, hipnoz ile ilişkili olan fenomeni oluşturur. Hipnozda genel gidişat aşağıda görüldüğü gibidir. Relaksasyon - Hafif uyku - Katalepsi - Amnezi - Ağrı Hissini duymama - Uyku Hali (somnanbulizm) - anestezi.
Bireydeki değişim detaylı listesi aşağıdaki tabloda görülmektedir.
HİPNOZ FENOMENOLOJİSİ (Spiegel)
Duyum Değişimleri:
. Ağrı hisinin kaybolması
. Parestezi
. Anestezi
Hallusinasyon
. Görsel
. İşitsel
. Dokunsal
. Zamanda sapmalar
Rüya - Fantazi cevaplar - Deluzyonlar
. Duyusal idrakta çoğalma
. Hafızada artış
Hafızada azalma (amnezi)
Yaşta gerileme (ablosyon)
TİK, YASA VE HİPNOZ
HİPNOZ ETİĞİ
ISH ETİK KODLARI (Meslek Ahlakı Tüzüğü)
1979'da hazırlanıp Ağustos 1980'de tüm ISH üyelerinin oylarıyla kabul edilmiştir. Uluslararası Hipnoz Derneği (ISH) hipnozun en üst profesyonel seviyede klinik kullanımı ve bilimsel incelenmesine adanmıştır. Her üyenin bağlı olması gereken etik kanunlar, üyeliğin yapısı gereği düzenlenmiştir, kişisel ve profesyonel ilişkilerin yüksek standartlarına göre uyulacak kişisel yemin yerine geçer
MADDE 1
ISH üyeleri hipnozu veya hipnotik teknikleri klinik çalışma veya deneylerde uygularken her zaman hastanın veya süjenin (denek) sağlığını en ön sırada düşünürler.
a- Uygun profesyonel ya da bilimsel alanda hekim, diş hekimi, psikolog (doktora yapmış) veya diğer tanımlanmış profesyonel çalışanı yönlendiren profesyonel ilişkiler standardı o kişilerin tüm hipnotik teknikleri kullanımı sırasında geçerlidir.
b- Herhangi bir hasta ya da süjenin beklenmeyen bir stresle ya da bir başka riskle karşı karşıya kalması halinde uygun önlemler alınmış olmalıdır.
Stres veya riskle karşılaşıldığında hasta ya da denek uyarılmalı ve kendisinden izin alınmalıdır. Bu riskin kestirilmesi zor bir iştir ve şüphe durumunda pratisyen, profesyonel meslekdaşları ile temas kurmalıdır.
MADDE 2
Hipnoz diğer bilimsel ya da klinik çalışmalara yardımcı olarak düşünülebilir, bu nedenle hipnotik teknikte yeterlilik tek başına bir uzmanlık veya araştırma alanı kabul edilmez.
a- Hipnoz çalışmasının diğer uzmanlıklara bağımlı olması görüşüyle, ISH'e üye olabilmek için klinik ya da bilimsel konuda hipnoz tarafından temsil edilmeyen bir yeterlilik alanında ulusal organizasyonlara üye olmak gerekir. (Bu, doktorlar için tabib odası, diş hekimleri için diş tabipleri odası vb. gibidir.)
b- a fıkrası profesyonel organizasyonun bilimsel ya da varsa etik standartlarına da uyulmasını gerekli kılar. Belirli bir organizasyonun uygulama ya da denetimi ISH tarafından soruşturulamaz.
MADDE 3
Her ISH üyesi hipnozun klinik ya da bilimsel kullanımını kendi yeterlilik ve uzmanlık alanının profesyonel standartlarını aşmayacak şekilde sınırlar.
MADDE 4
Hipnoz bir tür eğlence aracı olarak kullanılamaz.
Hiçbir ISH üyesi toplum eğlencesi yapamaz ya da yapan kişi ve kuruluşlarla ilişki kuramaz.
MADDE 5
ISH üyeleri hipnozun alelade kişiler tarafından (lay-hipnotist) uygulanmasını destekleyemez.
a- Burada alelade kişi sözüyle herhangi bir bilimsel ya da tedavi edici mesleğe sahip olmayan yani hekim, diş hekimi psikolog ya da hipnoz uygulayıcısı olabilecek herhangi bir bilimsel meslek üyesi dışındaki kişiler tanımlanmaktadır.
b- ISH üyeleri bu tür kişilere hipnoz tekniğini öğretemezler. Bu kişilere hipnoz hakkında bilgi verecek şekilde ama demontrasyonlarını ve hipnoz indüksiyonunu (meydana getirilmesini) öğretecek öğretici materyel içermeyen dersler verebilir.
c- İlgili bilimsel alan ya da mesleklerin öğrencileri istisnadır. ISH hipnozun bağımsız bir bilim veya sanat olmadığını kabul ettiği için teknik, eğitim ve durumu ISH üyesi olmasını gerektirecek kişilerin gözetim ve denetiminde, ulusal alt birimin ya da ISH'in etik kurallarına bağlı olmak koşuluyla hemşireler veya tıp dışı asistanlar tarafından da kullanılabilir. Bir ISH üyesi ya da yukarıda sözü edilen şartlara haiz kişinin gözetim ve denetiminde olmak şartıyla bu tür kişiler eğitilebilirler.
d- Basın ya da diğer iletişim araçlarının sıradan temsilcileri ile görüşmeler yapmaya, hipnoza zarar verilmesini en aza indirmek ve yanlış anlaşılmasını önlemek için, izin verilmiştir. Basın ve radyo temsilcileriyle konuşmak ya da TV'de görünmek derneğin yararına olacağı ve hipnoz hakkında doğru bilgi vereceği için hoş karşılanır.
MADDE 6
Herhangi bir etik (ahlaki) kanunlar listesinin yapısı gereği tüm çalışmaları etik ya da etik değil şeklinde tek tek belirleyemediği görülmüştür. Profesyonel kişiler ya da bilim adamlarının kendi ülkelerindeki ahlaki değerlere ters düşen davranışları (örn. Kanun dışı davranışlar, hipnoz uygulayan diğer kişilere zarar verecek anlaşmazlıklar gibi) burada belirtilmediği halde ISH ile ters düşer.
Uluslararası Hipnoz Derneği, sıradan kişilerin hipnoz uygulamak amacıyla eğitilmelerini, sıradan kişilerle hipnoz kullanımı konusunda ilişki kurulmasını, veya sıradan kişilerin hipnoz kullanımlarına yardımcı olmayı "ahlak dışı" sayar.
HİPNOZ VE YASA
Son yıllarda medyada çeşitli hipnoz programları yer alıyor. Çoğunlukla ehil olmayan ve yanlış yönlendiren kişilerin yaptıkları sahne gösterileri, hipnozun gerçek anlamını ve görevini gölgeliyor.
Her konuda olduğu gibi sağlık konusundaki yasal boşluklar, her önüne gelenin "hipnoz yapıyorum, sorunları çözüyorum", gösterisine dönüşüyor. Bu tür programları izleyen aydın kişiler hipnozun gerçek anlamanı bir türlü kabullenemiyor.
Oysa dünyanın gelişmiş ülkelerinde hipnoz denetim altına alınmış ve düzenlenen yasalarla doktor, dişhekimi ve klinik psikologların mesleki konularından tedavi amaçlı kullanmalarına izin verilmiş, sahne gösterileri ve bu üç meslek dışındaki kişilerin uygulamaları yasaklanmıştır.
Bu bağlamda 1955 yılında İngiltere'de, 1958 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde yasalar gündeme gelmiş, hipnoz konusu denetim altına alınmıştır. Hipnozun ehil eller dışında kullanılmasının sakıncaları dikkate alınmıştır.
Hipnozla tedavi; doktorun tıbbı eğitimi, sezgi, yargı ve deneyimiyle yapılır. Hipnoz bilinçli olarak yapıldığında en emin ve uygun bir tedavi aracı olurken, ehil olmayan kişilerce yapıldığında istenmeyen psikiyatrik tablolara neden olmaktadır.
Bugün gelişmiş ülkelerde kurslar düzenlenmekte ve dersler verilmektedir. Amerikan Tıbbi Hipnoz Komitesi, hipnozun tıp fakültelerinde yaygın bir şekilde okutulması için programlar hazırlamıştır. Los Angeles Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Kolombiya Üniversitesi Tıp Fakülteleri, bu konuda sürekli kurslar düzenlemektedir. Ayrıca İngiltere, Avusturalya, Almanya, Fransa ve birçok ülkede, yerel hipnoz dernekleri, doktor diş hekimi ve psikologlar için kurslar düzenlerken, ülkemizde de kurulan Tıbbı Hipnoz Derneği, uluslararası etik kurallara beş yıldan bu yana kurslar düzenleyerek, mensuplarının konuya hakim olmalarına fırsat hazırlamaktadır.
Leipzig'den Prof. Kleinsorge yanlış hipnoz kullanıma bağlı olarak meydana gelen 11O vakayı bilimsel kongrede sunmuştur. Hipnoz sırasında ortaya çıkan koroner vakası (1970); Belgrat'ta bir kişinin hipnozdan çıkamayıp doktor çağrılması, bir klüpte süjelerden birinin kateleptik hale getirilerek iki sandalye arasına yatırılıp üzerine 3 kişinin oturtulması sonunda ortopedik sorunlar çıkması, İskoçya Glasgow'da; transa sokulan ve bu sırada guguk kuşu olduğu fikrini benimseyip kendini guguk kuşu sanan hanımın bu halden çıkarılamayarak hastaneye kaldırılması gibi. Sahne gösterisi sırasında hipnozu öğrenen küçük bir çocuk, duvar üzerindeki arkadaşını hipnotize ederek, onun duvardan düşerek sakatlanmasına neden olmuştur. Bir gösterideki uyutmadan sonra otobüs şoförünün aracı kullanırken kaza yapması sonucu bir yolcunun ölümüne neden olmuştur. Bu ve pek çok örnek tedavi dışında ehil elleri de yapılmayan hipnozun tehlikesine örnektir. Bu ve benzeri nedenlerle hipnozda yasal düzenleme yapılmalıdır.
Bu bölümde Tıbbi Hipnoz Derneği bülteninin sayı 3'ten alınan bir bölümü aynen aktarıyoruz:
"Hipnoterapinin ve hipnozun günümüzdeki yaygın kullanımı, hipnozun ettiği ve hipnoz uygulamalarının yasal durumunu ister istemez ön plana çıkartmaktadır. Bu derlemede böyle bir yasal düzenlemenin gerekliliği ile dünyanın çeşitli ülkelerinde var olan hipnoz yasaları tartışılmış, ayrıca hipnozun ehil ellerde kullanılmamasının yaratacağı tıbbi sakıncalara dikkat çekmek hedeflenmiştir.
Hipnozun adli tıp ve adli psikiyatrideki kullanımı, özellikle tanıklara uygulanması ve bu ifadelerinin geçerliliği ile ilgili çeşitli ülkelerdeki uygulamalar ve olgu örnekleri de bir başka makale konusu olarak ele alınacaktır. Bu yazının ülkemizde de ilerde oluşturulacak yasal düzenlemelere ışık tutabileceğini umuyoruz."
HİPNOZ UYGULAMALARININ DÜZENLENMESİ ve GEREKLİLİĞİ
Hipnoterapi, doktorun tıbbi eğitimi, yargılaması, sezgisi ve deneyimi ile yapılır. Hipnoz herhangi bir ilaç gibi kullanılabilir. Psikiyatrist sayısının yetersiz oluşu, doktorları psikiyatri konsültasyonu için zaman harcamaktan uzaklaştırmakta ve bu da hipnoterapinin genel tıpta güncel kullanımı ortaya çıkarmaktadır.
Hipnotistlerin, hipnozla yapılan fiziksel ya da psikolojik tedavide doktor hasta ilişkisi sınırları içinde kalmaları ve bunu düzenleyen kuralların burada da geçerli olduğunu kabul etmeleri gerekmektedir. Hipnoz düzenli olarak uygulandığında ne kadar emin ise, uygunsuz çalışmalarda da süjelerin kişilik yapılarının ve hastalığın etkilerinin bazı beklenmeyen psikiyatrik tablolara yol açarak hipnozu o denli tehlikeli hale getirmesi mümkündür. Bugün için hipnoterapi konusunda resmi uzmanlaşma yoktur. Ama Amerikan Tıbbi Hipnoz Komitesi hipnozun tıp fakültelerinde okutulabilmesi için bir plan hazırlamıştır. Bu, klinik hipnozun öğretilmesinde en mantıklı yoldur.
Şu anda Los Angeles Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Kolombia Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde bu konuda kurslar düzenlenmektedir. Bunun yanısıra, birçok ülkede yerel hipnoz dernekleri doktor, dişhekimi ve psikologlar için kurslar düzenlenmektedirler. Bu tarz çalışmalar iki yıldır bizim ülkemizde Tıbbi Hipnoz Derneği'nin faaliyetleri içinde gerçekleştirilmektedir. Burada dünyada da olduğu gibi yalnızca üç meslek grubunun seçilmiş olması dernek tüzüğümüzde de gösterildiği gibi doğrudan tedavi sorumluluğuna sahip olmalarındandır.
Hipnoz bir psikoterapidir ve British Medical Journal'a göre "uygulaması psikiyatrik müdahalenin söz konusu olabileceği ortamda yapılmalıdır". Hipnozla ilgili pek çok vaka ortaya çıkmış ve mahkemelere yansımıştır. Bunlarda, bazı kadınlar hipnoz altında tecavüze uğradıklarını söylemişler ancak, hemen tamamına yakını delil yetersizliği nedeniyle düşmüştür.
Ayrıca posthipnotik telkiniyeti takiben olan cinayet ve soygun olayları da bildirilmiştir. Normal hasta-doktor ilişkileri içinde böyle bir suç pratikte olanaksızdır. Eğer böyle bir suç söz konusu ise o zaman aynı suçu kuvvetli bir ikna ile de gerçekleştirmek mümkündür. Günümüzde telkin edilebilirlik, hipnoz edilebilirlik kavramlarının yeniden gözden geçirilmesine gerek vardır, (şimdiki yasal ilkeler bazı olgularda geçerli, bazılarında geçersiz olmaktadır). Bu konuda standartlara gerek vardır ve bunlar da açık yasal tanımlamalara dayandırılmalıdır. Hipnotik telkiniyetin limitleri, kontrendikasyonları yeniden gözden geçirilmelidir. Prof. J. R. Hilgard "Journal of Nervous and Mental Disease" dergisine yazdığı makalede; başağrısı, titreme, nörotik semptomlar, depresyon ve intihar eğilimlerinde artma gibi belirtilerin amatörler ile sahne hipnozitörlerinin yaptıkları uygulamalarda ortaya çıkabileceğini ve bunun süje için tehlike oluşturabileceğinden söz etmektedir. William Nesbitt "Medical Times of California"da hekime bağımlılık transferans-kontrtransferans olaylarının ortaya çıkabileceğini savunur. Lagett Harding de eğlence amacıyla yapılacak hipnozun edinilecek kötü izlenimlerin toplumu etkileyebileceğini savunmuştur.
British Medical Journal da (1978) ehil ellerde uygulanmayan tehlikeler şöyle özetlenmiştir.
1- Tıbbi anamnez alınmaması halinde, telkinle vahimleşecek bazı tıbbi ve psikiyatrik sorunlar gözden kaçabilir.
2- Anksiyöz hastalar daha da anksiyöz ya da depresif olabilirler.
3- Deprese kişilerde bu eğilim artarak kişiyi intihara sürükleyebilir.
4- Psikotiklerde semptomlar ağırlaşabilir.
5- Hipnoz bir psikoterapidir ve bu işin uzmanlarınca ya da çevrede onların varlığı durumunda uygulanmalıdır.
6- Beyin tümörlerini, nörolojik bozuklukları, hipoglisemiyi, hipotiroidiyi ve ilaç bağımlılığını tanıyabilmek tıbbi eğitimi gerektirir; aksi halde bu durumları bilmeyen bir hipnozitör, hipnozda bu hastalıkların yol açabileceği psikiatrik semptomları yanlış değerlendirebilir.
7- Hipnozun kullanımı kolayca suistimal edilebilir, çünkü ahlak dışı amaçlara yöneltilebilmesi kolaymış gibi gözükmektedir.
8- Katalepsinin bilmeden oluşturulması ortopedik sorunlar yaratabilir.
9- Doktor ve diş hekimleri uygulayacakları tedavi konusunda yeminlidirler.
10- Ortaya çıkabilecek sorunlar ilaç tedavisi ile giderilebilir ve bunun yapılabilmesi de ancak reçete ehliyeti olan kişilerin elindedir.
Bu örnekler hipnozda yasal düzenlemenin gerekliliğini de gösterir. Bu konuda iki tip yasa söz konusu olabilir:
1- Sertifika
2- Lisans yasaları.
Birincisi daha çok izin verici ve kimlerin hipnozu kullanamayacağını belirler niteliktedir. Doğal olarak yaptırıcı olabilmeleri amacıyla, bunların cezai yaptırımları da olmalıdır. Kendisini hipnotist olarak hazırlayan kimse tıp uygulaması için gerekli olan yasaları öğrenmek ve hipnoz pratiğinin de bunların çerçevesi içinde yer aldığını bilmek zorundadır.
ÇEŞİTLİ ÜLKELERDE GETİRİLEN YASAL DÜZENLEMELER
ABD:
Bu konuda 4 tür yasa söz konusudur.
1- Federal yasalar
2- Eyalet yasaları
3- Taşra yasaları
4- Belediye yasaları
Ülkede tıbbi uygulama geniş çapta eyaletlerin kontorolüne bırakılmıştır ve 50 eyalet de birbirine çok yakın özellikler taşımaktadır. ABD'nin en etkin hipnoz kuruluşlarından Amerikan Klinik ve Deneysel Hipnoz Derneği (Society for Clinical and Experimental Hypnosis/SCEH)'nin tavrı hipnozun artık bir eğlence olamayacağı yönündedir. Hipnozun eğlence amacıyla kullanımının önlenmesi ile ilgili yasa çalışmalarında hipnozun deneysel ve klinik boyutları ortaya çıkmaktadır. Hipnozun tedavi amacıyla kullanımını sağlayan yasalar doğrudan doğruya tedavi uygulamalarının tıptaki yeri ile ilgilidir; deneysel çalışmalardaki kullanımının sağlanması da eğlence aracı olarak kullanımının önlenmesiyle mümkündür. Tabii ki kontrolün sağlanması, onu kimlerin uygulayabileceğinin açıkça belirtilmesiyle gerçekleşecektir. Bu noktada ortaya çıkan bir başka sorun da "Layhipnotist"ler konusudur. "Amatör hipnotistler" diye de çevrilebilecek bu terim hekim, dişhekimi ya da psikologlar dışındaki belli bir eğitim görmemiş ancak uzun süredir hipnoz uygulayan kişiler ile hipnoteknisyenleri kapsamaktadır. Yasaların çeşitli ülkelerde, hipnoz uygulamasını üç meslek grubu ile sınırlandırılması durumunda "lay hipnotist" devre dışı kalmaktadır. SCEH'nin eğilimi de bu yöndedir. Oysa Amerikan Etik Hipnoz Derneği (American Ethical Hypnosis/AEH) "lay hipnotistler"den yanadır. Bununla birlikte bu kuruluş da lay hipnotistlerin bağımsız olarak fakat doktor kontrolü altında çalışabileceklerini ilke olarak benimsemiştir. Ülke genelinde telkinle yapılan tedavi psikoterapi sınırları içerisindedir ve tümüyle tıbbi uygulama statüsünde değerlendirilmektedir. Bazı bölgelerde spesifik bir psikoloji yasası söz konusu olabilmektedir. O hallerde bile hipnozun yalnız psikoloji sertifikası" sınırları içinde düşünülemeyeceği ve daha çok tıbbi uygulama statüsünün esas alınması gerektiğine dikkat edilmelidir. ABD'de eyaletlerin yarısından çoğunda "psikoloji yasaları" vardır. Bunların yalnızca iki tanesinde (Kentucky ve Kuzey Carolina) psikoloji uygulamalarının tanımı arasında hipnoz sözcüğüne yer verilmiştir. İki eyalette ise (Florida ve California) yasalar hipnotiste az da olsa yasal yaptırımlar getirmiştir. Bundan da öte, bu yasalarda hangi koşullarda hangi hipnotistin çalışacağı da belirlenmiştir. Florida yasası 1959'da kabul edilmiştir ve kısıtlayıcı bir yasa niteliğindedir. Burada hipnozun kullanımı sağlık ile ilgili (healthing arts) sanatı uygulayan kişilerle sınırlandırılmıştır. Bunun yanısıra yine sağlıkla ilgili kişinin uygun göreceği ve bu işte yetişmiş "diğer kalifiye kişiler"e de ek bir hak tanınmıştır. Bu kişilerin tanımı ise son derece açık olarak yapılmıştır. "Diğer kalifiye kişiler" bir hekim tarafından profesyonel eğitim ve tecrübe konusunda kendilerine güvenilen hipnotik teknikleri tedavi amacıyla uygulama yetisine sahip ve bunu kontrol, direktif ve reçete uyarınca uygulayan meslek sahipleridir. Florida yasasıyla yalnız tedavi amacıyla uygulanan hipnoza düzenlemeler getirilmiştir. Tedavi dışı hipnoz için sınırlama yoktur çünkü, yaklaşık 10 yıldır tıbbi kontrol dışında hipnoz uygulaması söz konusu değildir. California yasası ise psikoloji lisansı konusunu işlemektedir ve burada hipnoz, psikoloji uygulaması içinde yer almıştır. California'da ayrıca yerel hipnoz kuruluşlarının etkisiyle hipnoz uygulaması yalnızca tıp, dişçilik ve psikoloji konusunda uzmanlaşmış kişilerin tekeline bırakılmıştır.
18 Kasım 2008 Salı
HİPNOZ HAKKINDA HERŞEY
Etiketler:
ABD,
direktif,
hypnosis,
imaginery,
mental,
north carolina,
psikoloji sertifikası,
reçete,
telkin mekanizma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder