ISSIZ ADAM
Belki de hepimizin hayatındaki en önemli ayrıntıyı yakalayan bir film olmuş Çağan Irmak’ın Issız Adam’ı. Hepimizin içinde bir tarifini vermek için söz verdiğimiz ama hep ertelediğimiz , sonunda da fırsatı kaçırıp karşıdaki insanın tarifini başkasından almak zorunda kaldığı havuçlu tarçınlı kek vardır. Kaçırdığımız , unuttuğumuz , yaşayamadığımız , yaşamak istemediğimiz , korktuğumuz herşeyin özeti bu kek. Alper’in de Ada sayesinde öğrendiği acı bir yaşanamamışlık bu.
Alper belki biziz , belki bir başkası. Ama kesinlikle hayatımda rastladığımız bir kişi. Hatta birçok yönden onun hayatının parçalarına dokunup kendimizde hissedebiliyoruz. Gerçek biri yani Alper , hayal dünyasında oluşturulmuş uydurma bir karakter değil. Alper için söyleyebileceğim kesin birşey varsa tam bir Avrupalı karakter olduğu. Bunu daha sonra gördüğümüz anne karakterine olan tavırlarınden ve onun anlattıklarından da anlıyoruz. Kendisini hiç taşralı hissetmemiş ve hep oralardan kopuk yaşamış. Yalnızlığını sonradan yaşam tarzı haline getirmiş.
Restoranında çalışan onlarca kişi var ama hayatına soktuğu , içini açtığı , kendisini gösterdiği kimse yok Alper’in. Gelenler kalmayıp gitmek şartıyla girebiliyor sadece Alper’in hayatına. Alper’in hayatından cinsel açıdan giren çok kadın olmasına rağmen hayatını bilen bir kadın yok. Kısaca çok kadın hiç kadındır prensibinin uygulanmış halini görüyoruz Alper’de. Ama farkettiğimiz birşey daha var ki o da Alper’in bu kadar büyük şeylerin arasında içinde kalan çocuk. Bunu aradığı ve bulduğu 45’likleri dinlerken , bulduğunda , anlatırken yaşadığı çocuksu sevinçte buluyoruz. Tamamen kendi olduğu tek anlar belki bu 45’liklerle ilgili anlar.
Bu Ada ile karşılaşana kadar geçerli tabi ki. Ada’yı ilk gördüğümde verdiğim tepki bu kızın daha önceden yaralı olduğunun her yerinden okunmasıydı. Sevmiş , güvenmiş ve kaybetmişti. O yüzden Alper’e karşı hep savunma pozisyonundaydı ve onu itmek için ağzından çıkabilecek her türlü şeyi söylüyordu. Onu terslemek , aşağılamak , itmek için her yolu tercih ediyordu ama Alper gibi herkes hissediyordu ki o itmelerin içinde hep bir “Seni itiyorum ama gitme , biraz daha uğraş , çaba göster , seni kabul edeceğim.” hissi vardı. Ada’nın görebildiğimiz bir arkadaşı var ama yabancı insanlara olan yaklaşımından onun hayatında Alper’den daha fazla içini gösterdiği insan olduğunu farkedebiliyoruz. Belki de onun zayıf yanı da bunu. Maskesi olmadığı için herkes aynı yüzü görüyor ve biliyor. İç dünyasını herkese aynı şekilde gösterdiği için özel bir şekilde paylaşacağı bir insan yok.
Hayallerini yaşamaya inanmış bir insan Ada. Hayatını kısıtlayan hiçbirşeye tahammülü yok. Kendine mutlaka vakit ayırması , kaliteli zaman geçirebilmesi lazım. Sadece maddi kazançla yetinmeye hiç niyeti yok. Bunu için çocukların hayal kıyafetlerini yapan bir dükkanı var kendisinin.
Buradan sonrasını anlatmak herkesin filmden alacağı tadı kaçıracaktır kesinlikle. Sadece diyebileceğim ilk karşılaştıkları andan itibaren Ada da , Alper de birbirlerinin hayatlarına dokunuyorlar ve birbirlerinde iz bırakıyorlar. Buna hikayenin ortalarında Alper’in annesi Müzeyyen hanım da dahil oluyor. Alper’in ne sevdiğini belli edebildiği , ne de kendisini sevmesine izin verdiği annesi. Bir umut oluyor Ada’yı görmek Alper’in yanında Müzeyyen hanım için. Bu umuda sıkı sıkıya sarılmasını istiyor Alper’den.
Ama dediğim gibi hepimizin verdiği sözler var hayatında. Havuçlu-Tarçınlı keklerimiz var. Alper de tarifini vermek için söz veriyor bu kekin. Hiç itiraf etmiyor ama hep erteliyor bu kekin tarifini vermeyi. Yazının sonunda diyeceğim şey de zaten bu. Eğer ki birine birşeyi yapmak konusunda söz veriyorsanız bu sözü hem o kişi için hem de kendinizin için mutlaka yerine getirin. Özellikle de kendiniz için. Yoksa bir süre sonra yapmak isteyip de yapamadığınız şeyler o kadar fazla olmaya başlar ki artık kendiniz de söz vermekten korkarsınız. Yapabileceğinize inanmadığınız için. Söz verdiğiniz tarifi verin , yoksa sizin yerinize başkasının öğrettiği keki yapıp yiyecektir ve hiçbiri sizin kekiniz kadar güzel olmayacaktır.
Bloody
juventus@turksatkablo.net
18 Kasım 2008 Salı
ISSIZ ADAM
Etiketler:
45'lik,
asmalı konak,
atlas pasaji,
beyoğlu,
çağan ırmak,
dvd,
ıssız adam,
sinema
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder